“1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününde açıkça söylüyoruz: Bu ülkede mesele, yalnızca belli işyerleri ya da belli sektörler değildir.

Mesele, emeğin topyekûn değersizleştirilmesidir. Bugün sadece madenciler değil; mühendisler, avukatlar, öğretmenler, gençler;Bir zamanlar “orta sınıf” denilen kesimler de artık geçim derdiyle, işsizlikle, güvencesizlikle karşı karşıyadır. Bugün mesele, Türkiye’nin meselesidir. Mesele hepimizin meselesidir. Emeğin ve alın terinin mücadelesi; bir ücret meselesi olmanın ötesine geçmiştir. Bu, insanın insan gibi yaşama mücadelesidir.
1 Mayıs’ın anlamı da tam olarak budur: Emeğin görünür olmasıdır. Sömürüye karşı söz söylemektir. İnsanın bir rakam olmadığını hatırlatmaktır. Biz buradan tarihe not düşüyoruz:

İnsanımızın emeğini ve alın terini sömüren, onurunu ve haysiyetini hiçe sayan, bu çürümüş düzen değişmelidir ve biliyoruz ki bu düzeni; merhameti ve yüksek bir ahlakı kuşanmış, hakkı ve hukuku üstün tutan, adalet arayışında olan tüm insanların ortak çabası değiştirecektir.”




